Kitaplar > Tasavvuf Risaleleri > Alemlerin Haritasi

 
Alemlerin Haritasi


  • İlk Baskı Tarihi: Mayıs 2008
  • ISBN: 978-975-9161-31-6
  • Kağıt:
  • Sayfa Sayısı: 160
  • Cilt:
  • Barkod:
  • Ebat: 13,5x19,5 cm
  • Baskı Sayısı: 1
  • Fiyatı: 9 TL

Kitap Hakkında
Basında Bu Kitap
Okuyucu Yorumları
Yazar Hakkında
Teknik Bilgiler
Video
Satın Al
İlk bakışta kısa bir hasbihal gibi görünen Üçüncü Mektup’ta sınırsız ulvi âlemlerin ve sonsuz manevi âlemlerin ne şekilde yer aldığını konu eden Âlemlerin Haritası’nda; Üçüncü Mektup’un yayınlanmayan baş kısmında neler ifade edildiği, bu mektupta yer alan Güneş, ay, dünya ve yıldızların neleri temsil ettiği, Hunnes ve Kunnes yıldızlarına yemin edilmesinin manasının ne olduğu
Üçüncü Mektup’un yazıldığı yüz tabakalık irtifa ve fıtri sarayın en yukarı menzilinin neresi olduğu gibi mevzûlar yer almaktadır.

Yine Üçüncü Mektup’u takip eden Dördüncü Mektup’ta bulunduğu üzere; Hazret-i Üstadın talebeleriyle hususi manadaki manevi ilişkisinin nasıl olduğu, sıklıkla kullandığı hayalen görüşme tabirinde ne gibi mânalar bulunduğu, Hulusi Ağabey’e açtığı mahrem sırrın ne olabileceği, Hakim, Rahim ve Vedud isimlerine olan mazhariyetinin keyfiyeti, mevcudâtın penceresiyle Vacibü’l-Vücud’a bakma tabirindeki mananın derinliği ile aşk ve şevkin nur meşrebindeki yeri ile acz, fakr, şefkat ve tefekkürün şevk ve şükür ile ilişkisi, ve Dördüncü Mektup’ta yer alan kehkeşanın halka-i kübrâsına mensup meczuplardan maksadın kimler olduğu gibi meselelere yer verilmektedir.

Nur derslerinin kendine has ikliminde geçen sohbetlerin kaleme alınmasından vücuda gelen bu çalışma, Nur Külliyatı hususunda bir “ileri okuma” metni örneği olarak değerlendirilebilecektir kanaatindeyiz.

“Ben Said’i beğenmiyorum, Said’i beğenenleri de beğenmiyorum” (Mektubat, s. 329) diyen, şahsının nazara alınmasından, kendisine bir makam verilmesinden veya zâtının merci kabul edilmesinden hayatı boyunca şiddetle kaçan ve “nefis cümleden ednâ, vazife cümleden âla” (Şualar, s. 375) esası çerçevesinde “insanların hürmet ve ihtiramından, hüsn-ü zan, ikram ve tahsinlerinden mesleği itibarıyla cidden kaçan” (Emirdağ Lahikası, s. 169) Bediüzzaman Hazretleri’nin pek yüksek manevi hal ve vaziyetlerine dair malumat, hatıralar vasıtasıyla hususi kanaldan nakledilen bazı hususlar dışında ummandan bir katre mesabesinde kalmıştır.

Üstad Hazretleri’nin telifatının umumunda Risale-i Nur'un ve talebelerinden oluşan heyet-i nuraniyenin şahs-ı manevisini çokça nazara vermesinde pek çok hikmet ve fayda bulunmakla beraber; kendi manevi şahsiyetini setr adına bir telbisten de bahsetmek mümkündür. Üstad Hazretleri'nin gerek geçmiş hayatına bakışında devamlı bir surette manevi mürşidlerini nazara vermesi (Mektubat, s. 339), gerek istikbale ait beşaretlerinde gelecek mühim bir Zatın müjdecisi olarak kendisini görmesi (Barla Lahikası, s. 104, 162) ve gerekse de bulunduğu güne dair mülahazalarında ısrarlı bir şekilde şahs-ı maneviyi nazara vermesi; hakkı hak sahibine teslim hususunda ciddi birer kadirşinaslık örneği olmakla birlikte, telbise dair şeriat ve hakikat harici suretlerin kullanılmasına ihtiyaç bırakmayan setretme numuneleri olarak da görülebilirler.

Ancak Üstad Hazretleri’nin vefatına kadar (hatta kabre girdikten sonra da) hassasiyetle gizlediği, (vazifesinden ziyade velayetine bakan, Rabbiyle halvetine ait bulunan) kendine has manevi hal ve makamatın üzerindeki tenteneli perde eserlerinin satırları arasında yer yer kalkmakta ve ifadeleri içerisinde manevi şahsiyetinin yüceliği kendini görünür kılmaktadır.
Kitap Yorumları
Okuyucu Değerlendirmesi:
0  Değerlendirme  |  0  Yorum
  Tüm Okuyucu Yorumlarını Okuyun
  Yorumunuzu Yazın

Bu kitap hakkında yorum bulunmamaktadır

Tüm Okuyucu Yorumlarını Okuyun

Bu kitap hakkında yorum bulunmamaktadır

İsim:
Bediüzzaman Said Nursi
Yaşadığı Yer:
Doğum Tarihi:
Doğum Yeri:
Eğitim:
E-Posta:
Web:
Hakkında
Bediüzzaman Said Nursî, 1876'da Bitlis vilayetine bağlı Hizan ilçesi Nurs köyünde dünyaya geldi. Çocukluğunda çevresindeki medreselerde eğitim gördü. Kendisinde görülen harikulade zekâ ve hafıza sebebiyle önceleri Molla Said-i Meşhur diye tanındı. Daha sonra "Zamanın Harikası" anlamında "Bediüzzaman" ünvanıyla şöhret buldu. 1900'lü yılların başında, doğuda Medresetü-z Zehra adında, din ve fen ilimlerinin birlikte okutulduğu bir İslam Üniversitesi kurmak fikriyle ülkenin yönetim ve hilafet merkezi olan İstanbul'a geldi ve hayatı boyunca bu fikrini gerçekleştirmek için gayret gösterdi. Doğrudan istediği şekilde bir üniversite kuramamakla birlikte dünyanın her tarafına uzanan ilim evleri açılması ile Bediüzzaman'ın hayalini kurduğu ilim yuvaları farklı bir şekilde vücut buldu. 1. Dünya Savaşı yıllarında doğu cephesinde gönüllü alay komutanı olarak hizmet etti. Savaş esnasında yaralanıp 2,5 yıl Rusya'da esir kaldı. 1917'deki Bolşevik İhtilali esnasındaki kargaşadan yararlanıp esaretten kurtuldu. Dönüşte, Genelkurmay'ın kontenjanından Osmanlı'nın en üst düzey dinî danışma merkezi olan Dar-ül Hikmet-il İslamiyye'de görev yaptı. İngilizlerin İstanbul'u işgali yıllarında onların aleyhinde Hutuvat-ı Sitte adıyla bir risale neşretti. Anadolu'da başlatılan İstiklal mücadelesine destek verdi. 1925 yılında Van'da eğitim faaliyetlerinde bulunurken, o sırada meydana gelen Şeyh Said hareketi sebebiyle, bu harekete karşı çıktığı halde tedbir olarak önce Burdur'a, ardından Isparta ve Barla'ya gönderildi. Burada 8 yıl kaldı. Risale-i Nur isimli Kur'an tefsirinin çoğu bölümlerini burada yazdı. Eserleri ve fikirleri sebebiyle Eskişehir Mahkemesine sevk edildi. Sürgüne gönderildiği Kastamonu'da eserlerini yazmaya devam etti. 1943'te Denizli Mahkemesi'ne, 1948'de Afyon Mahkemesi'ne sevk edildi. Mahkemeler beraatla neticelendi. 1950'de çok partili hayata geçildiğinde dini hak ve hürriyetler genişledi. Bediüzzaman, bu dönemde eserlerini matbaalarda bastırdı. Bediüzzaman Said Nursi, 23 Mart 1960'ta Hakk'ın rahmetine kavuştu.

  • Dizi: Tasavvuf Risaleleri
  • İlk Baskı Tarihi: Mayıs 2008
  • ISBN: 978-975-9161-31-6
  • Sayfa Sayısı: 160
  • Ebat: 13,5x19,5 cm
  • Baskı Sayısı: 1
Grubuna Katıl
Takip Et
© 2010 SUFİ KİTAP
tasarım primeart